İçeriğe geç
Sinop Merkez

Gündelik hayatın merak uyandıran yüzü

Kişisel Gelişim 3 dk okuma Barış Yalın Güncellendi:

Kendi Çalışma Ritmini Keşfetmenin Basit Yolu

Herkesin verimli saatleri farklı. İki haftalık kısa bir gözlemle kendi performans eğrini bulmanın ve işleri ona göre yerleştirmenin yöntemi.

Sabah beşte kalkmayı öneren kitaplarla, gece yarısından sonra çalışmayı yücelten hikâyeler aynı raflarda durur. İkisi de kesin bir dille konuşur ve okuyanı, kendi düzeninin yanlış olduğuna ikna etmeye çalışır. Oysa insanların gün içindeki performans eğrisi birbirinin aynısı değildir. Kimi öğleden önce en berrak hâlindedir, kimi ancak akşamüstü toparlanır. Kendi ritmini tanımadan başkasının programını uygulamak, çoğu zaman verim değil suçluluk üretir.

Çalışma ritmi, yalnızca uyku alışkanlığından ibaret değildir. Bir insanın kaç dakika kesintisiz odaklanabildiği, hangi tür işleri hangi saatte daha kolay yaptığı, ne sıklıkla ara vermeye ihtiyaç duyduğu ve ne tür bir aranın gerçekten dinlendirdiği de bu ritmin parçasıdır. Bu bilgilerin hiçbiri kitaptan öğrenilmez; yalnızca gözlemle bulunur.

İki haftalık basit bir gözlem

Kendi ritmini keşfetmenin en pratik yolu, kısa süreli ve az yük getiren bir kayıt tutmaktır. İki hafta boyunca günde üç kez, örneğin sabah, öğleden sonra ve akşam, o anki zihinsel berraklık on üzerinden not edilir. Yanına o saatte ne yapıldığı tek kelimeyle yazılır. Bu kadarı yeterlidir; ayrıntılı bir günlük tutmaya çalışmak kaydın kısa sürede bırakılmasına yol açar.

İki hafta sonunda ortaya çıkan tablo genellikle şaşırtıcıdır. Çoğu insan, en verimli saatlerini sandığından farklı bulur. Sabahçı olduğunu düşünen biri, aslında sabahın ilk saatlerini ısınmayla geçirdiğini ve asıl berraklığın on birde geldiğini fark edebilir. Bu tür bir keşif, gün planını yeniden düzenlemek için tek başına yeterli bir gerekçedir.

Ritme göre iş yerleştirmek

Gözlem tamamlandığında yapılacak şey, işleri zorluk derecesine göre saatlere dağıtmaktır. Yoğun düşünme gerektiren işler, berraklığın en yüksek olduğu kuşağa yerleştirilir. Mekanik ve düşük dikkat isteyen işler ise düşüş saatlerine bırakılır. Evrak düzenlemek, dosya adlandırmak, ödeme yapmak ya da alan toplamak bu saatlerde rahatlıkla halledilir.

Bu yerleştirmenin kazancı çoğu zaman gözle görülür. Zor bir işi düşük enerjili bir saatte yapmaya çalışmak, aynı işi iki katı sürede ve daha düşük kalitede bitirmeye yol açar. Aynı iş doğru kuşağa alındığında hem hızlanır hem de daha az yorucu gelir. Burada değişen yalnızca sıralamadır; harcanan toplam zaman aynı kalır.

Ara vermenin kişisel biçimi

Ritmin ikinci bileşeni aralardır. Herkes için işe yarayan tek bir ara biçimi yoktur. Bazı insanlar kısa yürüyüşle toparlanır, bazıları için hareketsiz beş dakika daha etkilidir. Ekrana bakarak geçirilen aralar ise çoğu kişide dinlendirmez, çünkü zihin aynı türden uyaranla meşgul olmaya devam eder.

Aranın süresi de kişiye göre değişir. Kimi otuz beş dakikada bir kısa mola ister, kimi doksan dakikalık bloklarda daha rahat çalışır. Yaygın olarak önerilen sabit süreler bir başlangıç noktası olabilir, ama kişisel deneyle ayarlanması gerekir. Kendi eşiğini bilen biri, yorulmadan önce durmayı öğrenir ki bu, tükenmeden çalışmanın en sağlam yoludur.

Mevsime ve döneme göre esneme

Son olarak, ritmin sabit olmadığını kabul etmek gerekir. Gün uzunluğu, iş yoğunluğu, sağlık durumu ve ev düzeni bu eğriyi değiştirir. Kışın erken kararan akşamlar birçok insanın akşam verimini düşürür; yazın uzun günler tersini yapabilir. Yılda birkaç kez kısa bir gözlem tekrarlamak, düzenin gerçekle bağını korur.

Kendi ritmini bilmenin asıl faydası, başkalarının programına uymadığı için kendini eksik hissetmekten kurtulmaktır. Verimlilik, herkesin aynı saatte aynı şeyi yapmasıyla değil, her insanın kendi eğrisini tanıyıp ona göre yerleşmesiyle artar. Bu bilgi bir kez edinildiğinde de kolay kolay kaybolmaz.

Elbette herkesin gününü istediği gibi düzenleme özgürlüğü yoktur. Sabit mesai saatleri, okul çıkışları ve başkalarının programı çoğu insanın hareket alanını daraltır. Ancak bu kısıtlar içinde bile küçük yer değiştirmeler mümkündür. En berrak saatin toplantıyla değil, gerçekten düşünme gerektiren tek bir işle doldurulması bile belirgin fark yaratır. Amaç günü baştan kurmak değil, elde kalan esnek dilimleri doğru yerleştirmektir.

Bu keşfin son bir faydası da başkalarını anlamayı kolaylaştırmasıdır. Sabahları ağır kalkan bir iş arkadaşının isteksiz değil, yalnızca farklı bir eğriye sahip olduğunu görmek gereksiz yargıları azaltır. Bir ekipte insanların ritimleri bilinerek iş dağıtıldığında, kimse kendini savunma ihtiyacı duymadan en iyi olduğu saatte çalışabilir.