Türkiye, Avrupa'nın Huzurunu Sağlayacak! İSO Başkanı Bahçıvan'dan Kritik Açıklama

Bu hafta Kayra TV’de Meliha Okur'un sunduğu “Meliha Okur ile Anlat Bana” programının konuğu, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan oldu. Programda Türkiye'nin sanayi stratejileri, Avrupa Birliği ilişkileri, küresel ticaretteki gelişmeler, tedarik zincirleri ve yeşil dönüşüm süreci incelendi.

Türkiye, Avrupa'nın Huzurunu Sağlayacak! İSO Başkanı Bahçıvan'dan Kritik Açıklama
17 Mart 2026 Salı/10:16

Kayra TV’de yayınlanan “Meliha Okur ile Anlat Bana” programına katılan İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin stratejik değerine vurgu yaparak, “Avrupa Birliği için Türkiye, yalnızca bir pazar değil, aynı zamanda güvenlik, tedarik ve istikrar köprüsüdür. Avrupa’nın huzuru, büyük ölçüde Türkiye üzerinden sağlanmaktadır” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin sanayi potansiyelinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik açıdan da önem taşıdığını belirten Bahçıvan, Avrupa Birliği ile kurulan ilişkilerin stratejik bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerinin uzun bir geçmişe sahip olduğunu dile getiren Bahçıvan, bu süreçte özel sektörün belirleyici bir rol üstlendiğini kaydetti.

AVRUPA BİRLİĞİ YOLCUSUYUZ, TAVİZ VERMEYİZ

İstanbul Sanayi Odası ve İstanbul Ticaret Odası tarafından 1962 yılında hayata geçirilen İktisadi Kalkınma Vakfı’nın, AB ile entegrasyon sürecinde önemli bir dönüm noktası olduğunu hatırlatan Bahçıvan, “İktisadi Kalkınma Vakfı, Avrupa Birliği’ne giden yolda özel sektörün gelişimini, girişimlerini ve kurallara uyumluluğunu sağlamak amacıyla kurulmuştur. O zamandan beri birçok devlet AB üyesi oldu. Bizim Avrupa Birliği ile olan hikayemiz kısa bir geçmişe sahip değil; neredeyse AB’nin kuruluş sürecinden bu yana, biz bu yolculukta aday ülke, hedef ülke ve önemli bir paydaş olma noktasında bir strateji takip ettik. Bu bağlamda, Avrupa Birliği yolculuğundan asla taviz vermememiz gerektiğini vurgulamak isterim. Bütün inancımızla ve cesaretimizle, haklarımızı savunarak bu yolculuktan başarı ile çıkmamız önemlidir” diye konuştu.

"AVRUPA BİRLİĞİ'NDEN HAKKIYLA ALACAĞIMIZ VAR”

"Tam üyelik, Gümrük Birliği veya mevcut durum ayrı meseleler. Ancak ‘Made in Europe’ gerçekten de bu konudaki belirleyici dönüm noktalarından biriydi. Aksi bir durumda oldukça zor durumda kalabilir ve ciddi yanlışlıklarla karşılaşabilirdik” diyen Bahçıvan, “Bu süreçte, özel sektör olarak yaptığımız lobicilik faaliyetleri ve Ticaret Bakanlığımızın müzakerelerde yer alarak haklılığımızı ortaya koyması etkili oldu. Nihayet bu konu, beklenen riskler ortaya çıkmadan istenen şekilde sonuçlanmış görünüyor. Bununla birlikte, AB süreci sürekli taze tutulması gereken ve her gün tehditlerin ve fırsatların değerlendirilmesi gereken bir süreçtir. Bugün bir kazanım elde ettik diye kenara çekilmemiz mümkün değil. Eğer yıllar boyunca yaptığımız yatırımlar ve gösterdiğimiz çabalar varsa, bunun devamını sağlamalıyız. İş dünyası, hükümet ve bürokrasi el birliğiyle bu mücadeleyi sürdürmelidir. Gerektiğinde lobicilik yapacağız, gerektiğinde mücadele edeceğiz. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelerinden alacakları olduğunu düşünüyorum ve bunu kararlılıkla devam ettirmeliyiz” ifadesini kullandı.

TÜRKİYE, AVRUPA'NIN İLK BEŞ PAZARINDAN BİRİ

Bahçıvan, Türkiye’nin Avrupa Birliği için yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda büyük bir pazar rolü üstlendiğini belirtirken, iki taraf arasındaki ekonomik bağlılık ilişkisini vurguladı. Avrupa Birliği’nin toplam ihracatı içinde Türkiye’nin önemli bir konumda bulunduğunu ifade eden Bahçıvan, “Avrupa Birliği bizim en büyük pazarımız, ancak biz de Avrupa Birliği için çok büyük bir pazarız. AB ülkelerinin toplam ihracatına baktığımızda, Türkiye ilk beş pazar arasında yer alıyor. Bu durum, müzakere gücümüzü artıran önemli bir unsurdur” dedi.

Küresel ticaret alanında önemli değişimlerin yaşandığını belirten Bahçıvan, bloklaşmaların ve yeni ticaret anlaşmalarının önümüzdeki süreçte daha da gündeme geleceğini söyledi. Bahçıvan, ayrıca “Avrupa Birliği’nin yaptığı serbest ticaret anlaşmalarını dikkatle incelemeliyiz. Bu süreçte, toplamda red ya da koşulsuz kabul yerine ülke bazında ve sektör bazında analizler yaparak yeni fırsatlar yaratmalıyız” diye ekledi.

“TÜRKİYE, AB İÇİN BİR GÜVENLİK VE İSTİKRAR KÖPRÜSÜDÜR”

Bahçıvan, küresel jeopolitik gelişmelerin Avrupa’nın güvenlik algısını değiştirdiğine dikkat çekerek, Türkiye’nin bu bağlamda kritik bir öneme sahip olduğunu ifade etti. Bahçıvan, “Bugün Avrupa Birliği çevresine baktığında, istikrar bakımından en güvenilir ve en güçlü ülkenin Türkiye olduğunu görecektir. Türkiye, huzursuzluk ve huzur arasında adeta bir köprü görevi üstlenmektedir. Yani, Avrupa Birliği için Türkiye sadece bir pazar değil, güvenlik, tedarik ve istikrar köprüsüdür. Avrupa’nın huzuru, büyük ölçüde Türkiye üzerinden sağlanmaktadır. Bu köprünün değeri Avrupa tarafından daha iyi anlaşılmalı” şeklinde konuştu. Bahçıvan, Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeni bir aşamaya girdiğini ve Türkiye’nin bu süreçte daha özgüvenli bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini sözlerine ekledi. “Türkiye artık eski Türkiye değil; 86 milyonluk nüfusu, güçlü üretim kapasitesi ve stratejik konumuyla Avrupa için vazgeçilmez bir partnerdir. Bu gerçeği hem Avrupa’nın hem de bizim daha net bir şekilde görmemiz gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“ZOR DÖNEMLERİN Tedarikçisi Türkiye”

Bahçıvan, pandeminin Türk sanayisinin küresel ölçekte dikkat çeken performansını ortaya koyduğunu dile getirirken, Türkiye’nin kriz zamanlarında güvenilir bir üretim merkezi olarak işlev gördüğünü belirtti. Bahçıvan, “Covid döneminde pek çok yerde üretim dururken, Türk sanayisi çalışmalarına devam etti. Organize sanayi bölgelerimizde üretim durmadı. Türkiye, bu sıkıntılı dönemlerin üreticisi ve tedarikçisi olduğunu o dönemde açıkça gösterdi” yorumunda bulundu.

Yenilenebilir Enerji Yatırımları Artış Gösteriyor

Programda sanayide yeşil dönüşüm temaları da yer bulurken, Bahçıvan Türkiye’nin bu alanda kaydettiği ilerlemeleri vurguladı. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızla arttığını belirten Bahçıvan, “Güneş ve rüzgâr enerjisi yatırımları hızla yükseliyor. Türkiye, yeşil dönüşüm konusunda birçok ülkeye göre oldukça güçlü bir performans sergiliyor. Bu süreç, Türkiye için önemli bir rekabet avantajı yaratabilir” ifadelerini kullandı.